| |
İlin
ekonomisi tarım, hayvancılık, turizme dayalıdır. Yetiştirilen
başlıca tarımsal ürünler; buğday, kırmızı mercimek, arpa, kavun,
karpuz, üzüm, domates, patlıcan, nohut, çiğit, pamuktur. Güneydoğu
Anadolu Projesi’nin (GAP) Aşağı Fırat havzasındaki sulama tesisleri
tamamlandıktan sonra bitkisel üretimde artış olmuştur. Yaz aylarını
çevre illerindeki yaylalarda geçiren göçebe aşiretlerin
hayvancılığın yaygınlaşmasında büyük payı olmuştur. Sığır, koyun,
kıl keçisi ve Ankara keçisi ön planda gelmektedir. Mardin-Midyat
Eşiğinde sığır besiciliği yaygındır.
Eski çağlardan beri
testi, çanak-çömlek, demircilik, bakırcılık, kalaycılık, kuyumculuk,
gümüşçülük (telkari), iğne oyası, Midyat el nakışı, tohum iğnesi,
yorgancılık, oyacılık, boyacılık (sibbeğ), dericilik (dabbağ),
sabunculuk, dokumacılık, şalü şapik (özel bir kumaş dokumasıdır)
kilimcilik, halıcılık (yün ve ipek), semercilik, keçecilik, tahta
oymacılığı, geçmişten günümüze kadar yapılan el sanatlarıdır.
Telkari diye adlandırılan altın ve gümüş işleme sanatı Mardin’in el
en önemli el sanatlarından biridir. Bakırcılık ve kalaycılık ise
hala yaşayan el sanatlarındandır.
Mardin
kalkınmada öncelikli iller kapsamına alındığından bir takım sanayi
kuruluşları kurulmuştur. Bunların başında makarna,çırçır, iplik, halı, yem,
şarap, çimento, asbestli çimento, boru, toz kireç ve mıcır
fabrikaları gelmektedir. Ayrıca Et ve Balık Kurumu’nun Mardin
Kombinası, Etibank’ın Mazı Dağı’ndaki fosfat işletmesi
bulunmaktadır.
Mardin’in kuruluşu ile ilgili çeşitli efsaneler bulunmaktadır.
Bunlardan birisine göre; Pers hükümdarı Ardeşir’in (226-241) Marde
isimli bir kavmi yöreye yerleştirdiği ve şehrin ismi de bu kavimden
kaynaklanmıştır. Bir başka efsaneye göre, Pers hükümdarlarından
birisi, hasta oğlunu iyileştirmek için buraya getirmiş ve şehzadenin
Mardin olan ismi yöreye verilmiştir.
Diğer
bir efsaneye göre de şehrin kuruluşu, günümüze ulaşan Mardin
Kalesinin olduğu yere yerleşen ve gününü ibadetle geçiren Dîn isimli
bir alimin öyküsüne bağlanır. Heraklius’un gönderdiği bir komutan
Dîn ile önce dost olmuş, sonra da Onu öldürmüştür. Komutan buraya
bir kale yaptırmış ve zamanla Dîn Öldü anlamına gelen “Mâte Dîn’in”
Mardin’e dönüştüğü ileri sürülmüştür. Bu efsanelere dayanılarak
kente, Süryaniler Süryanice Kale ya da Kaleler anlamına gelen
Merdin, Merdi, Merdo, Mirdo, Merde, Marda, Mardin demişlerdir.
Bizanslılar Maride, Mardia; Ermeniler Merdin; Araplar Maridin;
Osmanlılar da Mardin olarak isimlendirmişlerdir.
Çoğu
kaynaklarda Mardin’in gerçek adı “Merdin” diye geçmektedir. Nitekim
halkın çoğu bugün böyle demektedir. Merdin adı “Kaleler” anlamına
gelmektedir. Kentte bir çok kalenin varlığı, bu
şekilde
isimlendirilmesine neden olmuştur. Mardin’in kale kavramlarıyla
adının bu kadar sık geçmesinin en önemli nedeni de birbirini koruyup
kollayan doğal savunma ve gözetleme görevini üstlenen korunaklı
yapıların varlığındandır.
Mardin’in ne zaman ve kimler
tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Eski Yakın Doğu
tarihine göre; şehrin kuruluşu Subarilere dayanmaktadır. MÖ.4500’den
itibaren yöreye Subariler, Hurriler,Eyyübiler,Medler, Sümerler, Akadlar, Mitanniler,
Hititler, Asurlular, İskitler, Babiller, Persler, Makedonyalılar,
Abbasiler, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular, Artuklular
ve Osmanlılar egemen olmuşlardır. Artukoğulları zamanında
Meyyafarikinin (Silvan) kolu kurulmuş ve bu dönemde kent büyük bir
imar görmüş, gelişmiştir.
Mardin’de günümüze gelebilen
tarihi eserler; Mardin Kalesi, Kız Kalesi ( Kal’at ül al Mara-Lorna-Jurekm),
Erdemeşt Kalesi, Anır Kalesi, Dara Kalesi (Daras Anastasiupolis),
Rabbat Kalesi, Savur Kalesi (Sauras), Haytam Kalesi (Turabdin-Dimitriyus),
El Nıhman Kalesi, Mor İliyo Kilisesi, Mat Behnam (Kırklar) Kilisesi,
Kırmızı (Surp Kevork) Kilisesi, Protestan Kilisesi (569), Meryem
Ana Kilisesi ve Patrikhane (1860), Mar Hırmıs Kilisesi (MS.430), Mar
Yusuf Kilisesi (1864-1894), Mor Şmuni Kilisesi (793), Mor Yakup (Arur)
Manastırı (MS.I. ve II.yüzyıl), Mor İvennis Kilisesi (793), Mor
Circis Kilisesi (793), Mor İliye Kilisesi, Mor Yuhannın Kilisesi
(370), Mor Babi Kilisesi, Mor Aho Kilisesi, Mor Şemun Kilisesi, Mor
Mihayel Kilisesi ve Burç Manastırı (185), Hammara Manastırı
(MS.326), Mor Barbara Manastırı (XVII.yüzyıl), Mor Efram Manastırı
(1884), Meryem Ana Manastırı, Mor Dimet Manastırı, Mor Cırcıs
Manastırı, Deyrulumur Manastırı (MS.397), Deyr’ül Zafaran Manastırı,
Seyde (Meryem Ana) Manastırı (MS.326), Mar Yakup Manastırı, Ulu Cami
(Cami-i Kebir), Hatuniye Medresesi, Zinciriye Medresesi (1385),
Emüniddin ve Necmeddin Külliyesi (XII.yüzyıl), Melik Mahmut Camisi (Babü’s-Sur
Camisi) (XIV.yüzyıl), Süleyman Paşa Camisi (Molla Hari Camisi) (XIV.yüzyıl),
Şeyh Çabuk Camisi (XV.yüzyıl), Hamid Camisi (XV.yüzyıl), Şeyh Ali
Camisi (Şeyh Mahmud Türki Camisi), Pamuk Camisi,Kıseyri Camisi,
Reyhaniye Camisi, Azap
Camisi (Arap Camisi), Şeyh Muhammed ez-Zerrar
Camisi (Zairi Camisi) (XVII.yüzyıl), Halife Camisi (Hacı Ömer
Camisi), Kızıltepe Ulu Camisi Marufiye Medresesi, Şehidiye
Medresesi, Melik Mansur Medresesi, Altunboğa Medresesi, Kasımıye
Medresesi, Şah Sultan Hatun Medresesi, Savurkapı Medresesi,
Kervansaray, Kayseriyye Çarşısı, Revaklı Çarşı, Firdevs Köşkü’dür.
Ayrıca kendine özgü mimarisi olan Mardin evleri vardır.
Derik’in batısında Buhur Köyü’nde Yer Altı Gölü, Bakırkırı Mesiresi,
Nusaybin’de Çağçağ Çağlayanı, Fahriye Bahçeleri, Ravziye Bahçeleri,
Zinnar Bahçeleri ilin belli başlı doğal oluşumları ve mesire
yerlerindendir. |